Develer Zamana Direniyor!

Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan ve deveyi andırdıkları için yörede “Nemrut’un Develeri” olarak bilinen kaya blokları, yok olma tehlikesi taşıyor

 

Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan ve deveyi andırdıkları için yörede “Nemrut’un Develeri” olarak bilinen kaya blokları, yok olma tehlikesi taşıyor.

12186540_538121699685774_608396960759379505_o

Bitlis Eren Üniversitesi  Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demirtaş, Nemrut’un develeri, 2010 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edildiğini ve ne yazık ki bir yerin sit alanı ilan edilmesi, oranın korunması için yeterli olmadığını söylüyor…

 

Tatvan’da volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan ve şekillerinden dolayı “Nemrut’un Develeri” olarak adlandırılan taşların, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.

 

Tatvan’ın Karşıyaka Mahallesi’nde, çevresinde bir su kaynağının da bulunduğu,  halk arasında”Nemrut’un Develeri” olarak bilinen kaya blokları, etkin şekilde korunmadığı için bazı kişilerce tahrip ediliyor.

 

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş, yaptığı açıklamada, sit alanı ilan edilen bölgede hiçbir koruma önlemi alınmadığını, bu nedenle taşların her geçen gün biraz daha yıprandığını söyledi.

 

Belli bir düzen içinde dikili olan lav taşlarının büyük bölümünün zaman içinde tahrip edildiğini kaydeden Demirtaş, bu güzelliğin yok olmaması için ciddi koruma önlemi alınması gerektiğini bildirdi.

 

Halk arasında süregelen efsaneye göre bu taşların ”Nemrut’un Develeri” olarak adlandırıldığını belirten Demirtaş, bilimsel olarak bakıldığında binlerce yıl içerisinde, yağmur ve benzeri dış etkenlerin aşındırması sonucunda taşların ilginç şekiller aldığını ifade etti.

 

Alandaki kaya bloklarının Kapadokya’daki taşları andırdığını dile getiren Demirtaş, şunları söyledi:

“Taşlar deveyi andırıyor. Taşlarda zamanla aşınma ve kırılmalar oluşmuş. Nemrut’un develeri, 2010 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edildi. Ne yazık ki bir yerin sit alanı ilan edilmesi, oranın korunması için yeterli olmuyor. Sadece kâğıt üzerinde bir alanı sit alanı ilan etmek, o alanı korumaya yetmiyor. Geçmişte Develer Suyu ismiyle anılan bu alana dokunulmaması gerektiğini belirten bir tabela bile mevcut değil. Sit alanı ilan edildikten sonra dahi kırılan taşlar var. Alana sürekli hafriyat dökülüyor. Bu nedenle taş sayısında azalmalar var. Taşların olduğu alanda yer açılarak evler inşa edilmiş. Sit alanında yaklaşık 30 taş var. 20 sene önce yaklaşık 50 taş vardı.”

 

– “İlçedeki antik kent de korunmuyor”

 

Sit alanlarının ve tarihi eserlerin kıymetini bilmenin önemini vurgulayan Demirtaş, değerleri sevmek için yöreyi iyi tanımak gerektiğini belirtti. “Tanımadığımız eserleri sevemeyiz. Sevemediğimizi de koruyamayız” diyen Demirtaş, ne pahasına olursa olsun tarihi ve doğal alanların korunmasının önemine dikkati çekti.

 

Demirtaş, “Bizim gibi gönüllülerin gayretleri, engellere rağmen devam ediyor. Mutlaka devletin ve ilgili birimlerin destek sunması lazım… Herkesin görevini yapmasını ve bu alanların gelecek nesillere aktarılmasını istiyoruz” dedi.

 

İlçedeki “Tatvan Antik Kenti”nin de birinci dereceden arkeolojik sit alanı olmasına rağmen korunmadığına işaret eden Demirtaş, koruma konusunda ciddi sorunların yaşandığını anlattı.

 

Demirtaş, “Sit alanlarıyla ilgili koruma sorunları var. En bariz örneği Tatvan Antik Kenti’dir. Bu antik kentin tescili 1986 yılında yapılmış. Bir12185283_538121729685771_7902042428639876206_oinci derecede arkeolojik sit alanı olmasına rağmen, etrafı dahi çevrilmemiş, alanı tam tespit edilememiş. Antik kenttin kazı çalışmalarıyla turizme kazandırılması beklenirken, bu alanda da hiçbir çalışma yapılmadı ve antik kent kaderine terk edildi” ifadelerini kullandı.

 

– “Bu alanlar insanlığın ortak mirasıdır”

 

İnsanların tarihi alanları gelecek nesillere aktarmakla mükellef olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Yetkililer kanunun kendilerine sağladığı imkanları ve yüklediği sorumluluğu yerine getirmekle mükelleftir. Yetkililer devletin kendilerine verdiği yetkileri yerine getirsin ve bu alanları tel örgülerle çevirsin” dedi.

 

Yöredeki tarihi ve doğal alanların tanıtılması için çalışmalar da yapacaklarını kaydeden Mehmet Demirtaş, şöyle konuştu:

“Bu güzel yerlerin tanıtımını yapmamız gerekiyor. Nemrut’un develeri, ilçemizin geleceği için büyük bir önem arz ediyor. Ülkemiz için de güzel bir tarihi bir mekân. Bu alan için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Van Gölü havzasının bir bölümü Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşmuştur. Lavlar sonucu ortaya çıkmıştır. Bir taş blokundan ibaret olduğunu sanıyoruz. Bu tarihi mekânların ne kadar değerli olduğunu bilsek zarar vermezdik.”

 

Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Van Gölü Aktivisti Erdoğan Özel ise söz konusu alanın tanıtımı için çalışmalar yürüteceklerini söyledi.

 

Özel, “Van Gölü Aktivistleri adında bir grup kurduk. Amaçlarımızdan biri de bölgedeki tarihi mirası korumak. Bundan sonra Nemrut develerini sahiplenecek ve tanıtacağız. Yeterli tanıtım yapılırsa bölge ve ülkemize ekonomik katkı sağlanır” diye konuştu.

YABANCI BASINADA DÜŞEN HABERİMİZ

 

12189739_538551522976125_1877010704390254911_n

 

 

Fikrinizi söyleyin

E-Posta Hesabınız Yayınlanmayacaktır.